Header Ads

Fransa da neler oluyor?


Efendim herkesin bildiği gibi Fransa da yine son zamanlarda işler epeyce karışmış bulunmakta. Fransa Cumhurbaşkanı Sarkozy Sözde Ermeni soykırımının reddinin suç sayılmasını öngören bir yasa teklifi ile karşımıza çıktı. Bunun sebebi olarak da 2012 seçimlerin garantilemek istemesi gösterildi hep. Gerçekten de bir seçim kazanmak Türkiye gibi bir müttefiki kaybetmeye değer mi kesinlikle tartışılabilecek bir konu. Ancak Sarkozy’nin koltuk sevdası düşünüldüğünde bu konuda yapabileceklerinin sınırlarını da merak etmiyor değiliz. Biz neler olacak bundan sonra diye düşünürken ve kendi iç tepkilerimi değerlendirirken Fransa da süreç işlemeye devam etti.

Ve bugün itibari ile ilgili yasa mecliste 70 e yakın oy alarak kabul edildi. Burada önemli noktalar var Öncelikli olarak yasa tasarısının kabul edilmesinin tek başına yeterli olmadığını söylemem gerekiyor. 22 Şubat tarihinde yasa teklifi senatoda görüşülecek ve nihai karar orada verilecektir. Henüz her şey bitmedi anlayacağınız. Peki, bu süreçte neler olabilir biraz da bundan bahsetmek gerektiğine inanıyorum.

Bu aşamada bence en önemli olan nokta hükümetten gelecek ilk açıklamadadır. Bundan önceki açıklamaların şiddetine bakacak olursak eğer yeni açıklamanın da sertlik düzeyinin oldukça yüksek olacağını tahmin etmemek elde değil pek. Sert bir açıklamayla başladıktan sonra şahsi kanaatimce belirli yaptırımlara gidilmesi gerekir. Her ne kadar halk arasında topyekûn bir boykottan söz edilse de bunun olacağına da pek ihtimal vermiyorum. Eğer toplum olarak iyi örgütlenirsek daha alt düzeyde ama daha etkili bir boykot düzenleyebiliriz. Bunu ancak zaman gösterecektir. Bunun haricinde devletin daha kolay alacağı yaptırımlar da var. Mesela Fransa’yı askeri ihalelere almayabiliriz ki bu Fransa’yı derinden sarsacak bir yaptırım olur. Bunu bir adım öteye taşıyarak diğer ihalelere de almayabiliriz bu da oldukça etkili olur. Boykot bu noktada en etkili yöntem olsa da Gümrük Birliği anlaşmasına ters düşeceği için bu noktada benim için soru işaretleri ile dolu olan bir süreç.

Bir diğer taraftan geçtiğimiz günlerde Hükümet yetkilileri tarafından dillendirilen Cezayir soykırımını tanıma yasası var. Baktığımız zaman bu Fransa’yı oldukça titretebilecek bir gelişme bence. Zaten oyalama durumuna baktığımızda 577 milletvekilinden 70’e yakınının yasa tasarısının kabulüne oy vermesini olumlu bir gelişme olarak görebiliriz. Ayrıca oylama zamanı olarak Christmas’tan birkaç gün önce herkes tatile çıktığı bir dönemin seçilmesi de oldukça ironik geldi gözüme. Elbette bu tarz yasa tasarısı ile geldiğinde belirli Ali Cengiz oyunlarının olması kaçınılamaz gibime geliyor. Peki, biz Cezayir soykırımını tanıyabilir miyiz? Cevabım neden olmasın olacaktır. Aynı ölçüde yasa teklifinin senatodan geçmeme ihtimali var mıdır diye soracak olursanız cevabım da aynı kalacaktır, neden olmasın.

Aslında çok ilginç bir süreç bu. Fransa’nın Türkiye’ye karışı tutumunu yıllardır izlemekteyiz ve bu süreçte hiçbir zaman Fransa bize yeteri kadar güven aşılayamamıştır. Baktığımızda 500 bin Ermeni’nin oyu Türkiye’yi kaybetmeye değer mi sorusu tekrar gündeme geliyor ki cevabını bilmiyorum. Sarkozy’nin de bu noktada çok mantıklı olacağına da inanmıyorum. Ancak söz hakkı tek başına ona değil ve şu anda söz hakkı Fransız senatosunda. Bence Fransız senatosunu bu noktada çok daha mantıklı kararlar verebilir.

Bir diğer taraftan Avrupa Birliği uyum sürecimizde bize demokrasi dersleri veren Fransa’nın insan haklarını hiçe sayan, konuşma özgürlüğünü kısıtlayan ve düşünme özgürlüğüne bile darbeler indiren bir yasayı kabul etmesinin ne kadar büyük bir ölçüde ayıp olacağını siz düşünün. Bu bize uyum sürecinde Fransa’ya sen önce kendine bak deme hakkı kazandırır ki bu bile elimizin ne kadar dolu olacağının bir göstergesidir. Bundan sonra Fransa’nın demokrasi hakkında atıp tutma hakkı kalmayacaktır ve bize geri kalmış, demokrasi noksanı diyen aynı Fransa artık susacaktır veya susturulacaktır.

Biraz daha düşünmeye devam edelim. Mesela yasa tasarısı geçerse İsrail ile olduğu gibi dış ilişkilerimizin seviyesini düşürebilir miyiz? Bence çok önemli bir soru bu ve cevabım yine aynı olacaktır neden olmasın. Ayrıca eş zamanlı olarak takip ettiğim haberlerde gördüğüm kadarı ile Fransa büyük elçimiz geri dönüş yolunda. Bence bu bile tepkilerimizin şiddetini göstermeye yetecektir. Sonrasında neler olur inanın bilmiyorum. Hep birlikte göreceğiz süreci. Ancak dediğim gibi henüz hiçbir şey bitmedi ve bence asıl dış politika manevraları yeni başlıyor. Gözlerin başbakan Erdoğan’da olduğu bir süreçteyiz. Bence dış politikamız bu süreçte oldukça etkin bir şekilde yönetilecektir.  Ben gelişmeleri elimden geldiği kadar aktarmaya devam edeceğim. Bu süreçte sevgiyle kalın.

Görsel



Hiç yorum yok

Blogger tarafından desteklenmektedir.